Mutlu Bir Aile Hikayesi – 11. Bölüm

      Yorum yok Mutlu Bir Aile Hikayesi – 11. Bölüm

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Mutlu Bir Aile Hikayesi – 11. Bölüm
Yunanistan’daki tatilde annemle de sevişmeyi başarmış ve artık evde biraz daha rahat bir hayat sürmeye başlamıştım. Artık Defne ve babamla sevişecek fırsatı bulamıyor olsam da, bazen eve erken geliyordum ve eğer Gökçe de okuldan dönmediyse annemi bir şekilde azdırıp yalayarak boşaltıyordum. Annem hala tam olarak kendini serbest bırakmamış, hala yaptığımızın yanlış olduğunu savunup beni kendinden uzak tutmaya çalışsa da, dudaklarına yapıştığım anda bütün tereddütleri ortadan kayboluyordu.

Bir seferinde mutfakta seviştik. Daha önce babamın altında ablamla birlikte inlediğimiz yerde, bu kez annemle 69 pozisyonunda birbirimizi inletiyorduk. Tam işimiz bitmişti ki kapının açıldığını duyduk. Hemen toparlandık ve giyindik. Gökçe okuldan dönmüştü ve az kalsın bizi yakalayacaktı. Gökçe bize selam verdikten sonra odasına gitti. Annem kıpkırmızı olmuştu.

“Bir daha sakın böyle tedbirsiz davranma” diyerek bana kızdı ve uzun süre benimle sevişmedi. Bu arada yıllar geçmeye devam ediyordu. Defne Erhan’la evlenmişti. Bir Kurban Bayramı’nda, bana bayramın birinci günü nöbet yazılmıştı. Defne ve Erhan’ın ilk bayramı olduğu için memlekete gidip anneannemi ziyaret etmeleri gerekiyordu. Babam ve annem de kurban işleri için gitmek zorundalardı. Ben ise nöbetimi tuttuktan sonra kendi arabamla memlekete gidecektim. Ancak çok fazla uzun yol tecrübem olmadığı için, Gökçe’yi de benimle bıraktılar. En azından yolda bana arkadaşlık edecekti.

Bayramın ilk günü, yani benim nöbetçi olduğum gün Salı’ya geliyordu. Cumartesi sabahı birlikte kahvaltımızı yaptık ve ardından babamları yolculadık. Sonra Gökçe’yi de aldım ve eczaneye gittik. Normalde o gün eczaneye gitmeyi düşünmüyordum, ama o sıralar eleman arıyordum ve iş görüşmesine bir kızın geldiğini söylediler. Onunla iş görüşmesini yaparım, sonra Gökçe’yle birlikte gezer tozarız diye plan yaptım. Ama Gökçe evden çıkmak istemediğini söyledi. “Sen git gel, sonra çıkarız” dedi ve hazırlanıp evden çıktım.

Eczaneye girer girmez kızı gördüm, beni bekliyor ve etrafı inceliyordu. Başını bana çevirdiğinde başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Onu görür görmez tanıdım. Gölbaşı’na gidip aldığım, babamı azdırarak sevişmemi sağlayan o ilacı bana satan kızın ta kendisiydi. Soğukkanlı kalmaya çalışarak onunla tokalaştım ve sonra onu da alıp odama geçtim. Eczanedeki çırağımıza bize çay getirmesini söyledim.

Bir süre kızın mesleki olarak yeterliliğini sorgulayacak sorular sordum. Bir yandan da beni hatırlayıp hatırlamadığını anlamaya çalışıyordum. Aslında onu işe almaya çoktan karar vermiştim. Bu mesleği artık yıllardır yapıyordum, 10’dan fazla kalfayla çalıştım. Ama hiçbirinde, o kızın bana ilacı verirken gösterdiği inceliği görmemiştim. Hatırlamayanlar için hatırlatayım, tanınmamak için Gölbaşı’na gidip Cialis almak istediğimde, kız dışarıdan belli olmaması için ilacı önce kağıda sarıp sonra poşete koymuştu. Bu bile tek başına onu işe almama yetecek bir sebepti. Asıl öğrenmek istediğim şey beni hatırlayıp hatırlamadığıydı. En sonunda hatırlamadığına karar verdim ve ona maaş teklifini sundum. Diğer şartları da konuştuk ve şartlarımı kabul etti. Bayramdan sonra işbaşı yapacaktı. Aslında nöbete yardıma da gelebileceğini söylemişti ama geçmiş tecrübelerime dayanarak buna gerek olmadığını söylemiştim. Nöbet gibi kalabalık günlerde, eczanenin işleyişine hakim olmayan kişiler işleri daha da zorlaştırırdı.

Eczanede biraz takılıp girilen reçeteleri kontrol ettim. Sonra tekrar arabama bindim ve eve döndüm. Kapıyı anahtarımla açarak içeri girdim. Gökçe’ye seslendim ama cevap vermedi. Odasına doğru yürürken seslenmeye devam ediyordum. Kapıyı açtığımda Gökçe’yi mastürbasyon yaparken buldum. Kapının ağzında durarak onu izledim, kulağında kulaklık vardı ve telefonundan bir şeylere bakarak kendini okşuyordu. Benim geldiğimi farketmemişti.

Onu orada öylece izlerken ne kadar büyüdüğünü ve güzelleştiğini idrak ettim. Artık lise 2. Sınıfa gidiyordu. Biraz balık etli, ama normalden daha büyük göğüsleri ve dolgun dudaklarıyla tam bir l****aydı. Elini pijamasından içeri sokmuş, vajinasını okşuyor, bir yandan da tişörtünün üstünden göğsünü okşayarak kendini tatmin etmeye çalışıyordu. Vücudu şekilden şekle giriyor, aldığı zevki gözlerimle görebiliyordum.

Bir süre kapıda güzel kardeşimin kıvranışlarını izledim. Islanmaya başlamıştım. Yüksek sesle “Heeeey” diye bağırdım. Birden gözlerini açtı ve beni karşısında görünce elini vajinasından çıkartarak toparlanmaya çalıştı. Yüzü kıpkırmızı kesilmiş, utançtan konuşamıyordu. En sonunda kekeleyerek konuştu:

“Abla, senin ne işin var burada?”
“Eczanedeki işim bitti, seni yalnız bırakmayayım dedim. Ama yalnız bıraksam daha iyiymiş herhalde” dedim pis pis sırıtarak.

Utanmış cevap veremiyordu. Yanına doğru gidip yatakta yanına zıpladım. “Ne izliyordun?” Diyerek telefonu almaya çalıştım. Ama telefonunu hemen alıp sayfaları kapattı.
“Ver ya bakacağım, ne izliyorsun?” Diyerek ısrar ettim.
“Ya abla ya, lütfen ama.”
“Canım kardeşimin nasıl şeylerden hoşlandığını görmek istiyorum, ayıp mı yani?”
“Abla çıkar mısın odamdan?”
“Hayır çıkmam. Sen büyüdün de videolar mı izliyorsun bakalım küçük şeytan?” Diyerek Gökçe’yi altıma aldım ve gıdıklamaya başladım. Bir yandan utanıyor, bir yandan kahkahalar atıyordu. O karmaşada telefonu elime aldım ve ondan kaçarak açmaya çalıştım. Tahmin ettiğim gibi, sayfa açık kalmıştı. Evin içinde koşturarak telefonun ekranına bakıyordum. Ekranda bir adam, kadına arkadan sarılmış o pozisyonda içeri girip çıkıyordu. Gökçe ise peşimde koşturup “Abla çok ayıp, başkalarının telefonu karıştırılmaz. Bırak telefonumu” diye koşturuyordu.

Evin içinde koşarak bir tur attıktan sonra tekrar Gökçe’nin odasına döndüm ve yatağa zıpladım. O da peşimden gelmişti ve üzerime atlayıp telefonu elimden almaya çalışıyordu. Telefonun kulaklığı da o koşturmada çıktığı için odada videodaki kadının inlemeleri yankılanıyordu. Telefonu arkama doğru saklamış Gökçe’nin almasını engelliyordum. Bir hareketle Gökçe’yi altıma aldım ve ellerini iki yana açtım. Şimdi telefon Gökçe’nin hemen yanındaydı, ama elini uzatıp da alamıyordu.

Ben video hakkında saçma sapan yorumlar yapıyor, vajinamı Gökçe’nin bacaklarına sürterek abartılı orgazm sesleri çıkartarak Gökçe’yle dalga geçiyordum. O ise bir yandan utanıyor, diğer yandan benim bacağımın vajinasına sürtünmesinden dolayı ara ara gözlerinin kaydığını görüyordum. Uzanıp yanaklarından, alnından, burnundan öperek “Büyümüş de mastürbasyon yaparmış benim küçük şeytanım” diyerek onunla dalga geçiyordum. Bu öpücüklerin arasından birkaç tanesi de dudağına denk gelmişti ama çok üzerinde durmamıştık.

Yatağın üzerinde duran telefondan hala iniltiler yükseliyordu. Dönüp baktığımda adamın kadını yeni bir pozisyonda becerdiğini gördüm. Gökçe de kafasını çevirerek ekranı görmeye çalışmıştı. İkimiz de susmuş videoya bakmaya başlamıştık. İki dakikaya yakın o pozisyonda videoyu izledik. Sonra birden Gökçe gülerek “Ne o? Hoşuna gitti galiba.” dedi.

Çok ciddi bir şekilde “Gitti valla, kenara kaysana” dedim ve Gökçe’nin şaşkın bakışları arasında telefonu alıp Gökçe’nin yanına yattım. Şimdi küçük kardeşimle birlikte telefonun ekranından porno izliyorduk. Gökçe şaşkın gözlerle beni izliyordu. Ben de sanki çok normal bir şey yapıyormuş gibi telefonu ikimizin ortasına doğru tutuyordum.

Gökçe bir iki dakikalık şaşkınlığın üzerine, benim ciddi ciddi porno izlediğimi anlayınca o da izlemeye başladı. Bir süre yatakta yan yana uzanarak küçük kardeşim Gökçe ile birlikte porno izledik. Ancak sırtüstü yatıyorduk ve telefonu havada tutmak çok yorucuydu. Telefonu yastığın üzerine koyarak yüz üstü döndüm. Gökçe de aynı şekilde yüz üstü döndü. Dönerken bir ara birbirimize baktık, Gökçe heyecanlı bir şekilde gülüyordu.

Yüz üstü döndükten sonra ben elimi altıma alarak pantolonumun üzerinden vajinamı okşamaya başladım. Gökçe benden çekindiği için bir şey yapmıyordu. Birkaç dakika sonra pantolonla rahat edemediğim için sırtüstü döndüm, bacaklarımı havaya kaldırdım ve pantolonumu çıkarıp yere attım. Gökçe şaşkın gözlerle beni izliyordu. Elimi tekrar altıma alarak külodumun üzerinden vajinamı okşamaya başladım.

Vajinam ıslanmaya başlamış, tam kıvama gelmiştim ki film bitti. Gökçe’ye dönüp “Ben böyle yarım kaldım ya, olmadı ki” dedim.
“Ne yapalım kısmet bu kadarmış” dedi gülerek.
“Şşş, bilgisayardan aç da şöyle geniş geniş izleyelim” dedim.
“Sude sen ciddi misin ya?”
“Tatlım soyundum farkındaysan. Buradan geri dönüşü yok, aç izleyelim.”

Gökçe dik dik bana bakıyordu. “Hadiii” diye ısrar edince kalkıp bilgisayarını kucağına aldı ve geri yatağa geldi. Şimdi yatakta ikimiz yan yana oturmuş, sırtımızı duvara yaslamıştık. Gökçe daha önce hiç görmediğim bir porno siteye girdi.

“Nasıl bir şey açayım?” Diye sordu.
“Sen en çok hangisini seviyorsan onu aç” dedim.
“Off, ne sevmesi ya”
“Tatlım birbirimizi kandırmayalım. Herkesin en çok sevdiği bir kategori vardır. Sen hangisini en çok seviyorsan, onu aç.”
“Öyle mi? Senin en sevdiğin kategori hangisi peki?”
“Sonra söyleyeceğim.”
“Niye şimdi söylemiyorsun?”
“Çünkü şimdi söyleyemem. Ama söz, sonra söyleyeceğim.”
“Söz verdin bak.”
“Evet, söz verdim. Şimdi hangi kategoriyi en çok seviyorsan, o kategoriden bir tane aç da izleyelim.”

Defne önce boş boş ekrana baktı. Ama sonra kararını verdi ve threesome kategorisine girdi. Sonra videoları gezindi ve gözüne kestirdiği bir videoyu açtı. Çalışma sandalyesini yatağa doğru yaklaştırıp en yüksek seviyeye getirdi ve bilgisayarı üzerine koydu. Böylelikle yataktan net bir şekilde izleyebilecektik.

Video profesyonel bir porno filmi değildi; amatör çekimdi. İki kadın bir adamın penisini iştahla yalıyorlardı. Bir süre yaladılar, sonra adam kadınlardan birini yatırıp bacaklarını açtı ve içine girdi. Kadınlardan diğeri de, o sırada becerilen kadının dudaklarına yapışmış, göğüsleriyle oynuyordu. Gökçe, konuşulanları anlayacak kadar İngilizce bilmiyordu. Bu yüzden bu videoyu kasıtlı açtığını düşünmüyordum; ancak videodaki kadınların kardeş olduğunu anlamıştım. Adam ise, kadınlardan birinin kocasıydı.

Bu video vajinamın ziyadesiyle ıslanmasını sağlamıştı. Elimi uzatıp vajinamla oynamaya başladım. Adam karısının kız kardeşini beceriyor, karısı da o sırada kardeşinin yüzüne oturmuş, kendi vajinasını yalatıyordu. Elimi külodumdan içeri sokarak çıplak vajinama temas etmeye, bunu yaparken de külodumu çekebildiğim kadar aşağı çekerek Gökçe’nin vajinamı görmesini sağlamaya başladım. Gökçe’nin ara sıra filmden başını aşağı çevirip göz ucuyla benim mastürbasyon yapmamı izlediğini görüyordum. Ama o hala harekete geçmemişti.

“Ablacım benim yanımda rahat olman için daha ne yapmalıyım? Yanında mastürbasyon yapıyorum şu anda. Sen de rahat olur musun?”

Gökçe boş boş yüzüme bakıyordu. “Peki madem” deyip tişörtümü de çıkardım. Ardından sütyenimi çıkarıp odanın içine attım. “Sen de rahat ol, istediğini yapabilirsin yanımda” dedim. Tekrar filmi izlemeye koyuldum. Bir süre sonra Gökçe de artık şortunun üzerinden vajinasını okşamaya başladı.

Gökçe artık yanımda gözlerini kısıp dudaklarını ısırarak mastürbasyon yapıyordu. Ben de ufak ufak inlemeye ve bir elimle vajinamı parmaklarken, diğer elimle de göğüslerimi sıkıştırmaya başlamıştım. Film bitince ekranda buna benzer birkaç tane film belirdi. Elimi uzatıp hemen birine tıkladım ve kaldığım yerden devam ettim. Açılan filmde yine iki kadın bir erkek sevişiyorlardı.

“Böyle çok zor oluyor ya” diyerek külodumu da aşağı sıyırdım ve artık kardeşimin önünde çırılçıplaktım. İki parmağımı vajinamdan içeri soktum ve inleyerek parmaklarımı içime sokup çıkarmaya başladım. Gökçe’nin gözleri fal taşı gibi açılmış, parmaklarımı izliyordu. Filmi izlemeyi bırakmıştı. Bir yandan şortunun üzerinden vajinasını okşamaya devam ediyordu. Boştaki elini de tişörtünün altına soktu ve göğüslerini okşamaya başldı. Bunu yaptığında kardeşimin ağzından ilk defa bir inilti duydum.

Dönüp ona doğru gülümsedim ve “Sen de soyunsana” dedim. Gökçe de bana gülümsedi ve önce tişörtünü, sonra da şortunu çıkardı. Şimdi önümde sadece külot ve sütyenle duruyordu. O şekilde kendini okşamaya devam etti. Külodunun ön tarafı sırılsıklam olmuştu. Elimi arkasına uzatıp sütyeninin kopçasını tek hareketimle çözdüm. Bana utangaç bir tavırla baktı ve ben de ona gülümseyerek rahat olmasını söyledim.

Sütyenini çıkarıp kenara atınca göğüslerini gördüm. Kardeşimin göğüsleri anneminkilerden bile daha büyüktü. Külodunun üzerinden vajinasını okşarken bir yandan da çıplak göğüslerini sıkmaya devam ediyordu. Bir süre bu şekilde önümüzdeki filmi izleyerek mastürbasyon yaptıktan sonra artık ikimiz de yüksek sesle inlemeye başlamıştık. Artık filmi bırakıp başımı Gökçe’ye doğru çevirmiştim. Onu izliyordum. Bunu görünce o da başını bana çevirdi. Yüzümüz birbirimize dönük, nefeslerimiz birbirine karışır vaziyette yan yana mastürbasyon yapıyorduk.

Aldığım zevkle başımı ona daha da yaklaştırdım ve çenemi omzuna dayadım. O da bana doğru bakmaya devam ediyordu, dudaklarımızın arasında neredeyse iki santimetre kalmıştı. Gözleri kapalıydı, başı biraz daha aşağı düştüğünde, dudaklarımız birbirine temas etti. Gözlerini açıp bana baktı, ben de gözümü kırpmadan onun gözlerine bakıyordum. Dudaklarımız birbirine değiyordu, ama öpüşmüyorduk.

Artık orgazmımı daha fazla geciktiremezdim. Elimi Gökçe’nin boynuna atıp bütün gücümle kendime çektim ve kasılmaya başladım. Gökçe’nin alt dudağını iki dudağım arasına alıp emmeye başladığımda, artık Gökçe’nin de kasılmaya başladığını hissettim. Bana karşılık vermiyordu, ama dudaklarını bütün gücümle emiyordum. Dilimi ağzının içine soktuğumda hala karşılık vermiyor, sadece bütün gücüyle kendini bana doğru itip daha güçlü kasılıyordu. En sonunda ikimiz de bağıra çağıra orgazm olduğumuzda ben hala onun dudaklarını öpüp emmekle meşguldüm.

Orgazmımız bittikten sonra kardeşimin dolgun dudaklarından ayrılıp gözlerinin içine baktım. O da benim gözlerime bakıyordu, hala birbirimizden uzaklaşmamıştık ve nefeslerimiz hala birbirimizin ağzının içine doluşuyordu. Histerik kahkahalar atmaya başladık birlikte. Kahkahalarımızın arasında tekrar dudaklarımız buluştu, bu kez o da öpücüklerime karşılık vermişti.

“Seni küçük şeytan” diyerek dudaklarından bir kez daha öptüm ve “hadi yemek yiyelim” diyerek yataktan kalktım. Kardeşimin önünde çırılçıplak ayağa kalktım ve eğilip vajinamı ve götümü ona gösterecek şekilde kıyafetlerimi toparladım. Gözlerini kırpmadan beni izliyordu. Ona tekrar döndüğümde bana hayran hayran baktığını farkettim. Uzanıp tekrar dudaklarına yapıştım ve “Hadisene küçük şeytan” diyerek elinden tutup ayağa kaldırdım. Kardeşim gerçekten tam bir l****aydı. Bembeyaz teni, büyük göğüsleri, hafif balık etli oluşu ve geniş kalçalarıyla her erkeğin arzulayacağı cinsten bir kıza dönüşmüştü.

Orada Gökçe’nin önünde giyinmeye başladım. O da dolabından kıyafetlerini çıkardı ve giyindi. Ardından birlikte yemek yemeye çıktık. Yemekte Gökçe hiç olmadığı kadar mutlu görünüyordu. Yemekten sonra sinemaya gitmeyi teklif ettim. Çok istekli değildi ama yine de kabul etti. Birlikte bir film izledik, ardından eve döndük. Eve gelince doğruca odama gittim ve bütün kıyafetlerimi çıkararak üzerime saten sabahlığımı geçirdim. O şekilde salona gittim ve televizyonu açıp karşısına kuruldum. Gökçe de üzerini değiştirip bir şort, bir de tişört giydi ve yanıma geldi.

“Eee? Senin favorin ne?” dedi.
“Anlamadım?”
“Kategori diyorum. Sonra söyleyeceğim dedin ya?”
“Hmmm… Demek unutmadın.”
“Unutur muyum hiç? Beni o kadar zorlayıp film açtırdın. Şimdi de sen sözünü tutacaksın. Hadi bakalım.”
“Demek öyle küçük şeytan. O zaman şartlar adil olsun. Senin en beğendiğin kategoriyi sen söylemedin. Açıp izlettin. Ben de sana izleteyim. Olur mu?”
Gökçe’nin gözleri parlamıştı adeta. Sevinçle “Oluuur” dedi.
“O zaman hadi kalk benim odama gidelim.”

Benim yatağım Gökçe’ninkinden daha genişti. Ayrıca yatağın üzerine de çekilebilen tekerlekli bir laptop masam vardı. Yani benim odamda daha rahat izleyebilirdik. Doğruca odaya gittik ve ona bilgisayarını getirmesini söyledim.

“Yaa seninkinden izleyelim işte.”
“Olmaz tatlım, benimkine virüs bulaşırsa sıkıntı olur. Eczane bilgileri, banka bilgileri falan var bu bilgisayarda. Sen seninkini getir.”

Bu söylediğim Gökçe’ye mantıklı gelmişti ve gidip bilgisayarını getirdi. Bilgisayarı Gökçe’nin elinden aldım. Ekranda hala en son izlediğimiz videonun olduğu sayfa açık duruyordu. “Aslında benim iki tane favorim var” dedim Gökçe’ye dönerek. “Önce ilkini izleteyim, sonra ikinciyi izleriz.” Gözleriyle onayladı. Yukarıdan kategorilere girdim ve lezbiyen videolarını açtım. Gökçe’nin gözleri parlamış gibiydi.

Videoda iki tane çok güzel kadın oynuyordu. İzlemeye başladık ve ben hemen sabahlığımın önünü gevşeterek açtım. Vajinamı okşamaya başlamıştım. Gökçe yine şortunun üzerinden vajinasını okşuyordu. Ona bakıp güldüm, yine rahat olmasını söyledim. Gülerek doğruldu, önce tişörtünü, sonra şortunu çıkardı ve kendini okşamaya devam etti. Sütyenini yine ben çıkardım.

Bu kez geçen seferki gibi oturarak değil, benim yatağımda yan yana yatarak mastürbasyon yapıyorduk. Laptop masasını üzerimize çekmiş, biraz yükseltmiş ve masanın tablasını da aşağı doğru eğmiştik. Bu şekilde bilgisayar doğrudan karşımızda duruyordu. Ekrandaki kızlar birbirilerinin dudaklarını deliler gibi somuruyor, bir yandan da birbirilerini soyuyorlardı. Gökçe’ye dönüp baktım, o da bana doğru döndü. Uzanıp dudaklarından bir öpücük aldım. O da karşılık verdi. Ardından tekrar ekrana döndük.

Birkaç dakika sonra yine ona doğru döndüm ve tekrar öptüm. Bu kez bilgisayara dönmedim ve onun o etli dudaklarını öpmeye devam ettim. Gökçe de bana karşılık veriyordu. Şimdi küçük kardeşimle yan yana yatmış, çıplak kollarımız birbirine temas ederken küçük ve sakin öpücüklerle birbirimizle öpüşüyorduk.

Sağ elim vajinamdaydı. Sol elim ise Gökçe’ye yapışık vaziyetteydi. O da kendini sol eliyle okşuyordu ve bana yapışık olan kolu boştaydı. Elini tuttum, tıpkı iki yeni sevgili gibiydik. Parmaklarımızı birbirine kenetlemiş, sıkı sıkıya tutmuştuk. Bir süre o şekilde öpüştükten sonra elini bıraktım ve kendi elimi yukarı çıkararak onun göğsüne dokundum. Gözlerini açıp gözlerimin içine baktı. Ona gülümsedim ve dirseğimin üzerinde yan dönerek tüm vücudumu ona doğru çevirdim. Vajinamdaki elimi de çıkardım, bu kez mastürbasyonla orgazm olmak istemiyordum. Kendi sularımla sırılsıklam olan elimi Gökçe’nin o koca göğüslerinin üzerine koyup tekrar dudaklarına yumuldum. Bu kez daha şehvetli bir şekilde öpüyordum. Gökçe de öpücüklerime karşılık veriyordu.

Artık dilimi de Gökçe’nin ağzına sokuyor, bir yandan göğüslerini sıkıyor, göğüs uçlarını parmaklarımın arasına alıp eziyor ve Gökçe’yi iyiden iyiye çıldırtıyordum. Sonra dudaklarından ayrıldım ve göğsüne doğru inerek o koca göğüslerini öpmeye, yalamaya, uçlarını ufak ufak ısırmaya başladım. Göğüsleri gerçekten çok ama çok yumuşaktı. Onları saatlerce yalayabilirdim.

Gökçe’nin vajinasını okşadığı elini tutup kendi vajinamın üzerine doğru çekiştirdim. Eli vajinamın sularıyla ıslandığında hareketsiz kalmıştı. Ancak ben de elimi onun külodunun içine sokup vajinasına dokunduğumda ağzından derin bir inilti çıktı. Bir yandan göğsünü yalıyor, diğer yandan vajinasını okşuyordum. Çok geçmeden onun eli de hareketlendi ve benim vajinamı okşamaya başladı. Külodumun içindeki elimi rahat hareket ettiremiyordum. Bu yüzden elimi aşağı doğru ittirerek külodunu gevşetmeye çalıştım. Ama kalçaları o kadar genişti ki, o kadar da kolay olmadı. En sonunda yerimde doğruldum ve bilgisayar masasını yataktan uzaklaştırarak “Artık buna ihtiyacımız yok” dedim. Gökçe’nin külodunu iki kenarından tuttum. Gökçe gözlerimin içine bakarak kalçalarını kaldırdı. Külodunu çekip bacaklarından kurtardığım gibi eğilip vajinasına dilimle daldım. Bunu yaptığımda Gökçe çıldırmış gibi inlemeye başladı. Adeta neye uğradığını şaşırmıştı, çarşafları çekiştiriyor, kafasını yastığa gömüyor; artık neredeyse çığlık atıyordu. Hayatında hiç böyle bir zevk yaşamadığını biliyordum.

Çok geçmeden Gökçe ağzımın içine haykırarak boşaldı. Adeta şırıl şırıl suları akıyordu vajinasından ve bugüne kadar tattığım tüm vajinalardan; ablamdan da, annemden de, Sinem’den de, Selma’dan da daha güzel bir tadı vardı. Tekrar yukarı çıktım ve dudaklarına yapıştım. Gökçe kendi sularıyla kaplı yüzümü iştahla yalıyor, adeta kendi sularını yüzümden temizliyordu. Daha önce bunu defalarca yaşamıştım. Ama annem de, Sinem de, Selma da ilk seferinde iğrenmişti bu durumdan. Hatta düşününce, ben de ilk kez kendi sularımla ıslanmış bir yüzü öpeceğimde iğrenmiştim. Ama Gökçe adeta yıllardır bu tadı bekliyormuş gibi öpüşüyordu benimle. Sonra aniden beni sırtüstü yatırdı ve bacak arama eğilerek vajinamı yalamaya başladı.

Aman Tanrım, böyle bir şey olamaz! Sizlere sayfalarca seks hayatımı anlattım. Ama bu kadar iyi yalandığımı hatırlamıyorum. Gökçe dilini adeta bir enstrüman gibi kullanıyordu. Klitorisime diliyle öyle şeyler yapıyordu ki, bir dakikadan kısa bir süre içinde çığlıklara boğuldum ve orgazm olmaya başladım. Ama bu kez çok farklıydı. Sularım her kasıldığımda vajinamdan Gökçe’nin yüzüne doğru fışkırıyordu. Daha önce Selma ile ilk kez seviştiğimizde bunu görmüştüm. Ama hayatımda ilk kez ben dışarı doğru fışkırarak boşalıyordum. Gökçe bu işi çok ama çok iyi biliyordu. Kalbim yerinden çıkmak üzereydi. Gökçe beni bir dakikadan kısa süre yalamıştı, ama ben neredeyse iki dakika boyunca orgazm olmuştum. En sonunda bittiğinde, vücudum istemsizce bir titreme nöbetine tutulmuştu. Kendimi tutamıyor, deliler gibi titriyordum.

Gökçe’yi tekrar üzerime çekip dudaklarına yapıştım ve dakikalarca o yatakta iki sevgili gibi öpüşerek uzandık. En sonunda titreme nöbetlerim geçtiğinde ayağa kalktım ve banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Geri döndüğümde Gökçe giyinmekle meşguldü. Sadece külodunu giydi ve üzerine de tişörtünü geçirdi. O muhteşem göğüsleri tişörtünün içinden bütün heybetiyle gözlerimin önündeydi. Mutfağa gidip kendimize içecek bir şeyler koyduk ve masaya oturduk.

“Evet, anlat bakalım küçük şeytan.” Dedim gülerek.
“Ne anlatayım abla?”
“İlk defa sevişmediğin her halinden belliydi. Kimlerle kazandın bu tecrübeleri, anlat bakalım.”
“Abla ne diyorsun? Vallahi ilkti bu.”
“Tatlım bak benim seks hayatım başladığında sen daha annemden meme emiyordun. İlk defa yalanmıyorum ben. Ama ben hayatımda bu kadar iyi bir oral seks görmedim, duymadım. Böyle boşaldığımı hatırlamıyorum. Anlat hadi.”
“Abla vallahi yok, yanlış düşünüyorsun.”
“Gökçeciğim, sana kızacağımı mı düşünüyorsun? Az önce bana oral seks yaptın, alo. Sana kızacağımı hala nasıl düşünebiliyorsun?”
“Abla yok vallahi kızacağından değil, ama yok yani. Daha önce sevişmiş olsam niye saklayayım senden?”
“Ne bileyim, belki seviştiğin kişiyi tanıyorumdur da ondan çekiniyor olabilirsin.”
“Abla vallahi yok, neden inanmıyorsun?”
“Peki böyle yalamayı nereden öğrendin?”
“Tamam o zaman, itiraf zamanı” dedi sonra pes ederek. Selen’le seviştiklerini tahmin edebiliyordum. Hatırlamayanlar için ufak bir hatırlatma, Selen teyzemin küçük kızı, yani Sinem’in kardeşi. İlk bölümde bahsetmiştim, Selen’le Gökçe yaşıtlar. Dolayısıyla birlikte cinselliği keşfetmiş olmaları gayet normaldi. Çünkü ben de aynı yaşlarda, hatta daha küçükken kendi ablam ve Selen’in ablasıyla sevişerek cinselliği keşfetmiştim. Ama tahmin ettiğim gibi değilmiş, yanılmıştım.

“Bak abla, sen bana en sevdiğin kategoriden aç demiştin ya hani. Aslında benim en sevdiğim kategori üçlü seks değil. Aslında benim de en sevdiğim kategori lezbiyenler. Yani senden çekindim, belki beni yanlış anlarsın diye açamadım. Ama nereden bileyim senin de favorin olduğunu.”
“Eee?”
“Abla ben yıllardır her yalnız kaldığımda lezbiyen videoları izliyorum. Kadınların birbirine nasıl davrandıklarını, birbirilerini nasıl boşalttıklarını falan izliyorum. Bu yaptıklarımı da izlediğim videolardan öğrendim.”
“Sadece izleyerek mi öğrendin?”
“Evet abla. O videolarda izleyip izleyip neler yapmam gerektiğini öğreniyordum. Ama kimseyle sevişecek cesaretim yoktu. Vajinanın tadını hep merak ediyordum, orgazm olduktan sonra parmaklarımla ağzıma getirip tadına bakıyordum. Ama aynı tadı vermiyordu. Bugün ilk defa senin vajinanı yaladım, gerçekten muhteşem bir histi.”
“Benim vajinamı ne zaman istersen yalayabilirsin ablacım. Ama gerçekten hiç kimseyle sevişmedin mi? Öpüşmedin mi en azından?”
“Hayır abla, gerçekten. İlk kez seninle öpüştüm bugün.”
“Çok enteresan, gerçekten sadece izleyerek bunları öğrenmen çok enteresan.”
“Abla bu senin boşaldığın gibi dışarı fışkırarak boşalma var ya, ona squirt diyorlar. Ben birkaç videoda gördüm bunu. Böyle squirt şeklinde boşalan kadınların boşaldıktan sonra nasıl titrediğini, nasıl zevk aldıklarını falan görünce kafayı buna taktım. Kadınlar nasıl böyle orgazm olabiliyorlar diye araştırma yaptım. Her kadında olmuyormuş, her zaman da olmuyormuş. Ama işte bazı püf noktaları falan varmış. Açıkçası ben de ilk defa denedim, işe yaraması beni de çok mutlu etti.”
“Ha sen baya psikopat gibi internette orgazm üzerine araştırmalar mı yapıyorsun?”
“Evet abla”

Gökçe utanmış, yanakları al al olmuştu. Kalkıp yanına gittim ve dudaklarından öptüm onu.

“Gökçe sen bana hayatımın orgazmını yaşattın ablacım. Gerçekten hayatım boyunca böyle orgazm olmamıştım. Tek kelimeyle muhteşemdi. Utanmana gerek yok, bu anlattıklarında utanılacak bir şey de yok.”
“Galiba lezbiyen olmakta da utanacak bir şey yok, ama ne bileyim. Ablamsın ya, ondan utanıyorum galiba.”
“Tabi ki utanacak bir şey yok tatlım.”
“Abla kızmazsan bir şey soracağım.”
“Hala kızmazsan diyor ya, sor tabi ki tatlım.”
“Şey dedin ya hani, hani senin seks hayatın başladığında ben annemden meme emiyormuşum. Ne zaman başladın abla?”
“Ortaokulu bitirdiğim sene.”
“Hmm” dedi sadece.

Bir süre sessizlik oldu. Sonra sessizliği ben bozdum:??“Peki bir şey soracağım. Madem favori kategorin lezbiyenlik, neden ben eve geldiğimde normal porno video izliyordun?”
“Hmm onu bir arkadaşım göndermişti bana.”
“Arkadaşlarınızla birbirinize porno video mu gönderiyorsunuz?”
“Hepsiyle değil tabi ki abla. Bu konuda bir tane sırdaşım var benim. Onunla gönderiyoruz.”
“Kim bu sırdaş? Tanıyor muyuz?”
“Nerden tanıyacaksın ki?” Gözlerinde bir şey vardı, bunu yakalamıştım.
“Ne bileyim, belki tanıdığımız biridir” dedim. Konuyu değiştirmek için bana soru sorması gerektiğini düşünmüş olacak ki daha çok beni konuşturmaya çalışıyordu.

“Abla ya, sen ortaokulu bitirdiğin yaz ben kaç yaşındaydım?”
“Dört yaşındaydın galiba.”
“Ben dört yaşındayken teyzemlerle tatile gitmiştik değil mi?”
“Yuh, sen dört yaşını nasıl hatırlıyorsun?”
“Ya annemin profil fotoğrafı var da bi tane, benle Selen varız fotoğrafta. O tatilde çekilmiş. Yoksa nasıl hatırlayayım dört yaşımı.”
“Haa, bir an korktum senden”
“İlk kez o tatilde mi oldu peki?”
“Evet.”
?Bir müddet sessizlikten sonra Gökçe aniden “Hadi o zaman, sıra ikinci kategoride” dedi.
“Ne kategorisi ya?” dedim. Anlamamıştım.
“Abla dedin ya hani iki kategori var, ilki lezbiyen videoları diye. İkincinin sırası gelmedi mi?”
“Hıı, onu mu diyorsun? Tamam hadi geç içeri seni küçük şeytan” dedim gülerek. Gökçe önümde koşturarak odama doğru geçti. Ben de peşinden gidiyordum ve önümde dalgalanan o kalçaları hayranlıkla izliyordum.

Gökçe yatağıma kurulmuş, bilgisayarı kendisine çekiyordu. Ben de yanına doğru geçtim ve bilgisayarın kontrolünü aldım. Taboo kategorisin açtım ve “Benim ikinci favori kategorim ise, taboo.” dedim.
“Taboo ne abla? Hep görüyorum da ne olduğunu anlamıyorum.”
“Taboo ne biliyor musun ablacım? Taboo aile içi seks demek.”
“Nasıl yani aile içi seks?” Dedi gözlerini fal taşı gibi açarak.
“Az önce seninle yaptığımız gibi aile içi seks” dedim.
“Öyle bir kategori mi var?” Dedi yine gözlerini gözlerime dikmiş vaziyette.
“Elbette var. Abi, abla, anne, baba, erkek kardeş, kız kardeş… Ne istersen var bu kategoride. İstersen bir tane abla kardeş videosu bulayım, izleyelim.”
“Olabilir…”
“Ya da boşver abla kardeşi, biz o kısmı geçtik seninle. Gel senle bir full aile videosu izleyelim.”
“Full aile derken?”
“Orgy diyorlar, yani anne, baba, kız kardeş, erkek kardeş. Hepsi birden sevişiyorlar.”
“Olur, izleyelim” dedi ama durgunlaşmıştı.

Açtığımız videoda önce iki kardeş birbirileriyle son derece ateşli bir şekilde sevişiyorlardı. Sonra anne ve baba odaya girip onları basıyor, biraz kızıyorlardı. Ama sonra anne erkek kardeşi, baba da kız kardeşi alıp dördü aynı yatakta sevişmeye devam ediyorlardı.

Filmi izlerken ben bir yandan Gökçe’yi soyuyordum. Gökçe bu sefer benimle sevişmek yerine ilk kez izlediği bu kategoriye odaklanmış durumdaydı. Önce tişörtünü, ardından külodunu çıkardım ve vajinasına yapışıp emmeye, yalamaya başladım. Gökçe kısa süre içinde kendi göğüslerini okşayıp sıkıştırmaya; uçlarını kendi ağzına götürüp yalayarak zevk almaya başlamıştı. Videoyu sonuna kadar gözünü bile kırpmadan izledi. Video bitince benimle daha ateşli bir şekilde sevişmeye başlamıştı.

Ben Gökçe’nin vajinasını yalarken bana öğrendiği teorik bilgilerden komutlar veriyordu. “Klitorisi em abla, ağzının içine al çekiştir. Sonra bırak… Dilini içeri sokunca yukarı doğru bastır. Ohh evet, işte orası eveeet!”

Benim küçük şeytanım bunca yıldır izlediği lezbiyen videolarıyla tam bir seks makinesine dönüşmüştü. Çok geçmeden ağzımın içine sularını bıraktı ve o da beni geçen seferki gibi çok kısa bir süre içinde orgazma ulaştırdı. Bu kez Gökçe’nin squirt dediği gibi fışkırarak değil, her zamanki gibi boşalmıştım. Yatakta birbirimize sarılarak yatıp uzandık ve ara sıra öpüşerek konuşmaya başladık.

“Abla ya insanlar aile içinde böyle şeyler yapıyorlar mı gerçekten?”
“Tabi ki yapıyorlar tatlım. Baksana benle sana, neler yaptık az önce.”
“Evet ama biz kız kıza yapıyoruz, kimseye bir zararı yok.”
“İşin içine erkekler girince zararı mı oluyor?”
“Hani kızlık zarı falan…”
“Onu kafana çok takma. Kızlık zarı çok önemli bir şey değil” dedim.
“Ama abla…”
“Bak ben bakire değilim, bir gün evlenecek olursam da bunu kafaya takacak bir adamla asla evlenmem. O yüzden o kızlık zarını falan kafana takma.”
“Demek ailedeki erkekler de seviştiği zaman sıkıntı olmuyor.”
“Bak aile içi seks çok büyük bir tabu. Ama yıkıldığı zaman o ailedeki herkes çok ama çok mutlu oluyor.”
“Abla peki ilk kiminle birlikte oldun?”

Bu soru bir müddet düşünmeme sebep olmuştu. Gökçe’ye doğruyu mu söylemeliydim, yoksa tatilde tanışıtığım birileriyle ilgili bir hikaye mi uydurmalıydım. En sonunda doğruyu söylemeye karar verdim. Hem de tüm doğruları…

“Gökçe bak ablacım. Sana bütün sırlarımı anlatacağım. Ama zamanı gelmeden önce bu sırları bildiğini kimse bilmeyecek. Anlaştık mı?”
“Söz” dedi.
Uzanıp dudaklarından ateşli bir öpücük aldım ve “Bu öpücük de sırdaşlığımızın simgesi. Tamam mı?”
“Tamam ablacım” dedi heyecanla.
“İlk sevişmemi ben de tıpkı senin gibi öz ablamla yaşadım.”
“Ne? Defne ablam mı?”
“Evet, Defne. Daha doğrusu ben, Defne ve Sinem… Üçümüz birlikte olduk.”
“Sinem abla da mı?”
“Evet Sinem ablan da…”
“Vay bee… Eveeet, o tatildee…”
“Aynen öyle tatlım. O tatilde annem ve babam seni yanlarına almışlardı. Eniştemle teyzem de Selen’i. Ben, Defne ve Sinem de aynı odada kalıyorduk. Önce oyunlar oynadık, sonra oyun gereği öpüşmeler falan. En sonunda da iş buralara geldi.”
“Vay bee. Demek bu senin ilk aile içi seksin değildi.”
“Değildi…” Biraz düşündüm ve daha ileri gitmeye karar verdim. “Son da değildi.”
“Başkaları da mı var?”
“Defne üniversitede İtalya’ya gitmişti ya hani, sonra ben de onun yanına tatile gitmiştim. Sen çok küçüktün daha.”
“Evet, hatırlıyorum abla.”
“İşte orada Defne benim bekaretimi bozdu. Sonra orada ilk kez erkeklerle de birlikte oldum.”
“Defne ablam mı bozdu bekaretini?”
“Evet, ben istedim. Erkeklerle de birlikte olmak istiyordum. Defne’ye bekaretimi bozmasını söyledim. O da bir salatalıkla işi bitirdi.”
“Salatalıkla mı?”
“Ne yapalım, o an onu bulabildik. Sonra da diskodan iki erkek ayarlayıp onların evine gittik ve orada dördümüz birlikte seviştik.”
“Bu videodaki gibi mi dördünüz? Aynı yerde mi yani?”
“Evet, bir yandan erkekler bizi becerirken bir yandan Defne’yle öpüşüp yalaşıyorduk. Bildiğin grup seks.”
“Vay beee… Başka?”

Dahasını anlatmalı mıydım? Evet, anlatacaktım.

“Bak devam ediyorum ama bir kez daha hatırlatıyorum. Zamanı gelmeden önce kimseye bu sırlardan bahsetmek yok!”
“Tamam abla, anlat hadi.”
“Babam…”
“Neee?” Gökçe şok olmuştu.
“Evet, babamla da seviştim. Defne de sevişti. Üçümüz birlikte seviştik defalarca.”
“Babam mı? Gerçekten mi yani babam bu filmlerdeki gibi içinize mi girdi?”
“Evet Gökçe, babam benim de Defne’nin de içine girdi, bizi defalarca becerdi.”
“Aman allahım… Oldu olacak annemle de yattım de de tam olsun”
“Evet, annemle de yattım.”
“Nasıl yani ya?”
“Evet Gökçe, ben bu ailedeki kadın, erkek herkesle yattım.”
“Abla nasıl olabilir böyle bir şey?”
“Oldu işte canım benim.”
“Hadi ablam tamam, zaten küçükken başlamışsınız. Annemle babamı nasıl…”
“Babama ilaç vererek azdırdım. Ankara’ya taşındıktan sonra annemi ilk kez denetime çağırdıklarında annem seni de götürmüştü ya hani.”
“Evet, hatırlıyorum.”
“İşte o zaman, babamın çayına ilaç karıştırdım. Aslında hiç kötü bir niyetim yoktu. Ama babamın öyle evin içinde önünde çadır kurup gezmesine dayanamadım, bir şekilde azdırıp yoldan çıkardım.”
“Abla babam diyorsun ya. İnanamıyorum.”
“Dramatize edecek bir şey yok tatlım, babam da olsa sonuçta o da bir erkek ve önünde teşhircilik yapınca, hele bir de çok kuvvetli bir ilacın etkisindeyken…”
“Sonra da devam etti diyorsun yani.”
“Tabi ki, hala devam ediyor. Daha doğrusu annemin eczanesini kapatana kadar devam ediyordu. Annemi her denetime çağırdıklarında babam, ben, Defne evde partiliyoruz.” Bunu kikirdeyerek söylemiştim.
“Peki annem nasıl oldu?”
“Onunla da Yunanistan’a gittiğimizde.”
“Onunla da hala devam ediyor musunuz?”
“Evet, hatta bir keresinde sen bizi yakalıyordun neredeyse.”
“Nasıl yani?”
“Ya biz mutfakta sevişiyorduk. Sonra tam işimiz bitti, kapı sesi geldi. Hemen toparlandık tabi, sonra sen girdin içeri…”
“İnanmıyorum abla sana, resmen bütün aileyi birbirine kırdırmışsın.”
“Aynen öyle oldu.”
“Peki Defne’yle annem?”
“Hayır, ikisinin de birbirinden haberi yok.”
“Sinem’in kimlerden haberi var peki?”
“Sinem’in kimseden haberi yok. Sadece ben, Defne, Sinem… Ha bir de Selma var, gerçi sen hatırlamazsın belki Selma’yı.”
“Üniversitedeyken aynı evde kalıyordunuz hani, o Selma abla mı?”
“Evet.”
“Anneni babanı yoldan çıkarmışsın, ev arkadaşını rahat bırakmak olmazdı tabi.”
“Ne sandın” dedim. İkimiz de kahkahalarla gülüyorduk.
“Ama babam Sinem’i de Selma’yı da biliyor.” Dedim sonra.
“Nasıl yani, ona söylediniz mi neler yaptığınızı?”
“Evet, söyledik tabi ki.”
“Abla korkmadın mı?”
“Tatlım babam beş dakika önce içime boşalmış, Defne gelip babamın spermlerini benim vajinamdan yalayarak temizlemiş, babam o sahneyi izlemiş. Niye korkayım ki?”
“Offf, abla ben yine ıslanmaya başladım.”
“O zaman gel sana babamı nasıl baştan çıkardığımı daha detaylı anlatayım…”

(Babamla ilk kez birlikte olduğum anı baştan hatırlamak isteyen varsa, 8. Bölüm’ü tekrar okumalarını şiddetle öneririm.)

Dolabımdan belden bağlamalı meşhur dildomu çıkardım. Gökçe’nin gözleri kocaman açıldı, “Abla o ne öyle?” dedi.
“Dur bak sana resmen canlandırmalı anlatacağım.”

Dildoyu Gökçe’nin beline bağladım ve yatak odasına gidip babamın pijamalarından birini çıkartıp Gökçe’ye giydirdim. Gülmekten karnımıza ağrılar giriyordu. Elinden tutup onu mutfağa götürdüm. Önceki gece yaşadıklarımızı, babamın benle ablamı kapı arkasından dinlediğini anlattım. Sabah kahvaltıdan sonra ablamın duşa girdiği sahneye kadar hızlıca anlattım Gökçe’ye.

“Sonra pencereye geldim, üzerimde yine aynen bu saten sabahlık var. Altımda hiçbir şey yok. Sonra babam da geldi, arkama. Gel sen de, gel gel. Hah işte tam orada durdu. Aynen böyle aramızda iki santimetre ya var ya yok. Baktım daha fazla gelmiyor, çay bardağını elimden düşürdüm.”
“Oha, 10. kattan?”
“Aynen, babam da hemen arkamdan dayandı ve… Gel yaklaş, üstümden aşağı bakacaksın. Hah işte aynen bu şekilde aşağı baktı. Sonra tekrar doğruldu ve ‘Neyse ki aşağıda kimse yok’ dedi. Sonra durdu, ‘kimse yok değil mi?’ Diye tekrar yüklendi. Tekrar yüklen ablacım, ohhhh. Aynen böyle işte, babam bi doğruluyor, bir dışarı bakma ayağına o koca şeyini bana dayıyor. En sonunda elimi attım arkaya, aynen bu şekilde pijamasını ve boxerını tuttuğum gibi aşağı çektim. Kendi sabahlığımı da böyle kaldırdım yukarı. ‘Sanki şurada biri var’ dedim.”

“Babam ‘hani nerede?’ Diye üzerime abandı, penisi de aynen bu şekilde, oohhhhhh, aynen bu şekilde içimi yara yara içime girdi. Oohhh, çok güzel Gökçe, devam et. Babam da aynen böyle içime girip çıkmaya başladı, ama daha sert giriyordu. Evet, işte böyle giriyordu. Bu şekilde, aynen bu şekilde…”

Gökçe belindeki devasa dildoyla o pencere kenarında beni acemi hareketlerle becerirken, adeta babamın içime ilk girişini yeniden hatırlamıştım. Birkaç dakika içinde orgazm olacağımı hissediyordum. Hemen içeri doğru döndüm, duvara sırtımı dayadım ve tek bacağımı kaldırıp Gökçe’yi de yönlendirerek orada tekrar içime aldım.

“Sonra beni içeri çekti, aynen böyle bacağımı kaldırdı. Aşağıdan tekrar içime daldırdı o koca penisini. Off, evet Gökçe aynen böyle yaptı babam. Sonra dudaklarına yapıştım. Babam bir yandan beni becerirken bir yandan çılgınlar gibi öpüştük onunla.”
“Babamla öpüştünüz mü gerçekten?”
“Evet, aynen bu şekilde öpüştük. Ihmm… Öp beni, sik beni baba, parçala kızını. Ohhh çok güzell.” Diyerek boşalmaya başladım. Adeta babamın beni ilk becerdiğinde yaşadığım derin hazzı iliklerimde hissediyordum. O şekilde boşaldım. Gökçe o koca dildoyu vajinamdan çıkartınca eline alıp yalamaya, vajina sularımı temizlemeye başladı. Nefesim düzelir düzelmez hemen onu yere yatırdım ve bacaklarının arasına geçtim.

“İşte senin bizi yakalamak üzere olduğun gün de tam olarak burada, annemi aynen bu şekilde yere yatırmış, vajinasını yalıyordum. İki parmağımı da içine sokmuştum, ama seninkine sokamıyorum. Sen onu sokmuşum gibi düşün. Ellerimi uzatmış, göğüslerini parçalarcasına sıkıyordum. Artık konuşmayı kestim ve Gökçe’yi boşaltana kadar deliler gibi yaladım. Boşaldıktan sonra üzerine uzanıp “Seni çok seviyorum annecim” dedim ve dudaklarına yumuldum. Gökçe kendi sularının tadını almış, deliler gibi öpüyordu beni. “İşte tam bu anda kapı sesini duyduk.”

Gökçe’yi önce babamın yerine koyup beline bağladığım dildoyla kendimi becertmiş, sonra da annemin yerine koyup vajinasını yalayarak boşaltmıştım. Saat gece 12’ye yaklaşıyordu ve Gökçe’yle yapayalnız geçireceğimiz 48 saatten fazla zamanımız vardı. Benim odama gittik ve iki sevgili gibi çırılçıplak sarılıp birlikte uyuduk. Sonra iki gün boyunca tabiri caizse yemeden içmeden seviştik.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir